Geçmiş ile geleceği aynı çatı altında buluşturan atölyede, teknolojik dönüşüm yaşansa da ustaların eski makinelerle kurduğu bağ dikkat çekiyor. Ustalar, yeni nesil makinelerin üretimde büyük kolaylık sağladığını ancak manuel makinelerin verdiği hissin ve işçilik kontrolünün farklı olduğunu ifade ediyor.
1998 yılında Olgunlaşma Enstitüsü’nden mezun olan ve o zamandan beri burada çalışan Leyla Kıran, kullandığı nakış makinesinin 60 yıldan fazla bir geçmişi olduğunu söyledi. Kıran, “Tabii ki yeni makine daha rahat. Bir tuşa basıyorsun, çalışıyor. Ama biz burada emek veriyoruz. Ellerimiz, ayaklarımız, gözlerimiz, kendi yaptığımız iş. Kendi zevkimize göre, kendi fikrimize göre işler çıkarıyoruz. O daha kolay ama benim tercihim bu makine. Buna alıştım, bunda yapıyorum” ifadelerini kullandı.
2016 yılından beri enstitüde usta öğretici olarak görev yapan Kadriye Kasımoğlu ise yeni makinelere alışma evresinde olduklarını belirterek şunları söyledi:
“Arkadaşlarım daha çok manuel makineler kullanıyor. Onlar çok emek isteyen makineler. Manuel çok zordur. Onda daha büyük emekler ve çabalar var. Oradan çıkan ürünler çok daha güzeldir. Çünkü emektir, ona baktığın zaman emek geliyor gözünün önüne. Yeni makine de güzeldir, kolaydır ama eskinin yeri asla tutulamaz.”
Kasımoğlu, eski makinelerin bir avantajına da dikkat çekerek, “Bu makinede elektrik gittiği zaman bekliyoruz ama manuel makinede elektrik olmasa da devam ediyoruz. Çünkü arkadaşlar ayaklarıyla, elleriyle yapıyorlar. Onlar gerçekten çok emek veriyorlar. El emeği, beden gücü çok farklı. Yeni makineler rahattır ama eskinin yerini tutamaz, asla tutamaz” diye konuştu.